YENİ DÜNYA DÜZENİ VE TÜRKİYE

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE TÜRKİYE

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE TÜRKİYE
Kıymetli okuyucularım, Ülkemiz jeopolitik konumunun gereği komşularımızda meydana gelen en ufak bir olaydan etkilenmekte, gelişen ve değişen şartlara göre devlet aklının gereği anlık olarak mevcut stratejileri gözden geçirmekte, zaman zaman da hızlı aksiyon alıp yeni stratejiler geliştirmek durumunda kalmaktadır. Zaman zaman ne işimiz var orada diye serzenişte bulunduğumuz anlar olmuştur elbette ama bölgedeki gelişmeler gün yüzüne çıktıkça Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarının ne denli önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz şimdi.  Bazı zamanlar vardır “ya o an reaksiyon göstereceksiniz ya da sonsuza dek söz sahibi olamayacak, susmak zorunda kalacaksınız”. Bölgemiz ateş çemberi, 2003’te Irak’ta başlayan ateş hala sönmeden devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 10066 KM uzaktaki Irak’a demokrasi getirme bahanesiyle 2003 yılında sabaha karşı 5.30 sıralarında girerek işgale başlamış ve sonunda yaklaşık 500.000’e yakın sivil vatandaşın hayatını kaybettiği ve vatandaşların etnik kökenlerine göre ayrıştığı bir yapıya dönüştürmüştü Irak’ı. Takvimler bu defa 2011 yılını gösteriyordu, Arap baharı adı altında sahnenin arkasında yine ABD vardı. Libya halkı iç kalkışmayla Kaddafi’ye karşı ayaklandı ve sonuçta Kaddafi yönetimden indirildi ve ABD’nin istediği gerçekleşmiş oldu. Bu defa Arap baharının etkisiyle Yasemin devrimi adı altında Mısır’da halk ayaklandı ve günlerce süren protestoların ardından Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek istifa etmek zorunda kaldı, bu istifayla birlikte Mısır’da da ABD’nin istediği olmuştu. Olaylar silsilesi sadece Irak, Libya, Mısır ile kalmadı bu defa yanımızda, yanı başımızdaydı. Suriye halkı devlet başkanı Beşşar ESSED rejimine karşı ayaklanmış ve yaklaşık 14 yıl sürecek bir iç savaş süreci başlamış oldu. 8 Aralık 2024 tarihinde ESSED Şam’ı kaybetti ve ülkeyi terk etti. Olaylar sadece Ortadoğu’da değildi elbet, biranda Rusya-Ukrayna krizi başladı ve sıcak savaşa dönüştü. Bu süreçte ABD’de Ukrayna devlet başkanını sarayında ağırladı, önce tüm kameraların önünde azarladı, gönderdi, ardından tekrar görüşerek “benim istediğim gibi olacaksın başka şansın yok” dedi tekrar gönderdi. Kısacası ABD bir şekilde yine bölgedeydi, müdahil olmuştu. Tüm bu olaylar olurken İsrail’in mazlum Filistin halkına zulmü son hızıyla devam etmekte, demokrasi bahanesiyle 10066 KM uzaktaki Irak’a asker gönderen ABD  Filistin halkı için sesini çıkarmamakta, tam tersine İsrail’e açık destek vermekteydi. İsrail aldığı güçle sadece Filistin topraklarında değil burnumuzun dibinde Suriye’de komşumuz olma yolunda ilerlemeye devam ediyordu. Ortadoğu yangın yeri derken 3 Ocak sabahı ABD özel bir ekip ve helikopterle Venezuela Başkanlık Sarayına gelerek Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve Clios Flores’i başkanlık sarayından kaçırdığı haberi ajanslara düştü. Önceleri kimse ne olduğunu anlamadı tabii, bir ülke başka bir ülke toprağından herhangi birini değil devlet başkanı ve eşini kaçırmıştı. Dünya bu haberle sarsılırken ABD başkanı Trump bu kez de Danimarka toprağı olan Grönland adasını istediğini, ihtiyacı olduğunu, ya parayla satın alacaklarını satmazlarsa da her türlü olasılığın masada olduğunu açık açık belirtti. Dünyanın jandarması edasıyla kural tanımaz, kanun bilmez ve tabiri caizse evin şımarık oğlu gibi sağa sola saldıran bir ABD vardı. Son olarak İran’da halk sokaklarda gösterilere başladı, rejim değişsin istiyor. Olaylarda ölü  ve yaralı sayısı her geçen gün artıyor, olayların yatışacağına dair de bir emare gözükmüyor. Dünyada yaşanan gelişmeler aslında Milli birlik ve beraberliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Türk Milleti, başka milletlere benzemez, içeride siyaseten her ne kadar muhalefet ederse etsin gerektiğinde bir ve beraber olmayı bilen bir toplumdur. Devletin Başı Sayın Cumhurbaşkanına yönelik haddi aşan sözler için her kesimden birlik ve beraberlik mesajları bunun en büyük göstergesidir. Seçimler kazanılır, seçimler kaybedilir ama mevzuu bir karış vatan toprağı olduğunda topyekûn bir ve beraber olmayı bilen bir yapımız var. Kısacası mevzubahis vatansa gerisi teferruattır. Sonuç olarak dünya giderek yeni bir düzene girme eğiliminde, bizde her kesimden vatandaşlarımızla bir ve beraber olmak zorundayız, içerde ve dışarda güçlü bir Türkiye olduğu sürece ebedi bağımsızlığımız daim olacaktır. Gelişmeleri doğru okumalı, tehlikenin farkında olmalı, her zamankinden daha fazla birlik olmalıyız. Mutlu Haftalar.

Paylaş:

Bu haberi faydalı buldunuz mu?

İlgili Haberler