EKMEK VE OYUNLAR

EKMEK VE OYUNLAR

EKMEK VE OYUNLAR
Roma’da halkı kontrol altında tutmak için uygulanan “ekmek ve oyunlar” stratejisi, tarih boyunca gücün en zarif biçimde halkın dikkatini dağıtmak için kullanılabileceğini gösterir. Bugün ise bu yöntem, televizyon ekranlarından sosyal medyanın parıltılı dünyasına, gündüz kadın programlarından, mutfak programlarından, dizilere ve filmlere, çocuklarımızın ellerindeki tabletlere kadar uzanıyor. Modern diktatörlüklerde olduğu gibi, bu araçlar halkın düşünce alanını doğrudan sınırlamasa da dikkat dağıtma ve yönlendirme işlevi görüyor. Gündüz ekranında dönüp duran kadın programları, mutfak ve yaşam tarzı gösterileri, göz kırpan reklamlar, sosyal medya akışında sürekli önümüze çıkan videolar… Bunların hepsi, bireyin kendi hayatını sorgulamasını, toplumsal ve kültürel meseleleri derinlemesine düşünmesini yavaşlatıyor, hatta engelliyor. Çocuklarımızın ellerindeki tabletler, gençlerin telefon ekranları ve sosyal medyanın sonsuz kaydırma döngüsü, onların merakını ve hayal gücünü yönetiyor. Her tık, her bildirim, yönlendirici bir mesaj içeriyor, neyi önemsemeli, neyi düşünmemeli, hangi fikirler “güvenli” veya “normal” sayılıyor. Bu durum, tıpkı Roma’daki gladyatör oyunlarının halkın dikkatini siyasi meselelerden uzaklaştırması gibi, günümüzde de sessiz bir kontrol ve yönlendirme aracı olarak işliyor. Kadınların, çocukların ve gençlerin bakış açıları, hayata dair görüşleri ve geleceğe dair umutları bu akışla şekilleniyor. Programlar ve içerikler çoğunlukla yüzeysel, dramatik ve dikkat çekici. Ama derinlemesine düşünmeyi, sorgulamayı ve farklı bakış açılarını keşfetmeyi teşvik etmiyor. Televizyondaki diziler artık sadece eğlence aracı değil; bir toplumun ruhunu şekillendiren sessiz bir öğretmen haline geldi. Kadınlar, gençler ve çocuklar ekrana kilitlendiğinde gördükleri hayatları örnek alıyor, değerleri sorgulamadan kabulleniyor. Ahlaki pusulaları yavaş yavaş değişiyor; ihanet, aldatma, şiddet, yüzeysellik ve hızlı kazançların norm haline geldiği hikayeler, günlük yaşamla birleşerek doğruymuş gibi algılanıyor. Kadın karakterler çoğunlukla bağımlı, görünüşleriyle ve ilişkileriyle değer bulan figürler olarak sunuluyor; gençler, başarıyı, mutluluğu ve statüyü kısa yoldan elde edebileceklerini düşünüyor; çocuklar ise şiddet, kıskançlık ve çıkar ilişkilerini oyun ve kahramanlıkla özdeşleştiriyor. Dizi senaryolarında gözle görülür bir biçimde toplumsal normlar çarpıtılıyor, empati ve sorumluluk duygusu geri plana itiliyor, kavramlar bulanıklaştırılıyor. İzleyenler, farkında olmadan yanlış olanı doğruymuş gibi kabulleniyor, sınırları zorlamayı, hileyi ve bencilliği doğal bir yaşam biçimi olarak benimsemeye başlıyor. Bu içeriklerin ardı arkası kesilmez akışı, toplumu bir ayna gibi yansıtmak yerine toplumsal çürümeyi normalleştiriyor, değerleri sarsıyor ve bireylerin kendi ahlaki ölçülerini bulanıklaştırıyor. Ve ne yazık ki, bir toplum neyi izlemeye başlarsa ona benzemeye başlıyor; yanlış, doğruymuş gibi düşünülüyor ve yaşamaya başlanıyor. Sorgulamak gerek. Bu sürekli yönlendirme, insanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkileri nasıl etkiliyor? Çocuklarımızın merakını ve eleştirel düşüncesini köreltirken, yetişkinler de kendi dünyalarını ve hayat seçimlerini “ekranın ritmine” göre şekillendirmeye başlıyor. Sosyal medya, televizyon ve dijital içeriklerin yönetiminde farkında olmadan bir modern “panem et circenses” yaratılıyor. Tatmin ediyor, meşgul ediyor, ama derinlemesine özgür düşünmeyi engelliyor. Tarih bize gösteriyor ki, gücün en etkili şekli sadece yasaklamak değil; dikkatleri ve merakları başka yönlere çekmek. Roma İmparatorluğu’nun gladyatör oyunları kadar, günümüz dijital dünyasının renkli ekranları da insanların hayata bakışını, fikir üretme kapasitesini ve toplumsal farkındalığını şekillendiriyor. Etkisi sinsi ama gerçek. Her tıklama, her kaydırma, her bilinçli veya bilinçsiz izleme, insan zihnini biçimlendiriyor. Ve ne yazık ki çoğu zaman farkına varmadan hayatın derinliğini ve kendi potansiyelimizi sınırlıyor.

Paylaş:

Bu haberi faydalı buldunuz mu?

İlgili Haberler

EKMEK VE OYUNLAR | Kritik Nokta